Korumazsak kaybederiz: Phaselis Antik Kenti’nin hikayesi…

Phaselis Antik Kenti için Kültür ve Turizm Bakanlığı “Doğaya veya tarihi eserlere herhangi bir şekilde zarar verme söz konusu değildir” açıklaması yapmış olsa da projeye karşı büyüyen tepki devam ediyor. İşte tartışmalara yol açan mirasımız Phaselis Antik Kenti efsanesi…

Phaselis Antik Kenti için açılan ihale sonucunda bir inşaat firması tarafından bölgeye halk plajı ve ‘günübirlik tesis’ projesi yapılacağı paylaşılmıştı. 25 Şubat günü alana iş makinelerinin girmesiyle yapı çalışmalarına başlanmış ve çalışma sırasında kente verilen tahribat bölge halkının tepkisine sebep olmuştu. Sosyal medyada #PhaseliseDokunma kampanyası altında yapılan paylaşımlar ve imza kampanyalarıyla projenin durdurulması için büyük çaba gösteriliyor.

Tepkiler karşısında,  Kültür ve Turizm Bakanlığı “Doğaya veya tarihi eserlere herhangi bir şekilde zarar verme söz konusu değildir” açıklaması yapmış olsa da projeye karşı büyüyen tepki devam ediyor. Büyüyen tepkilere WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) Türkiye ve Doğa Derneği gibi çeşitli kuruluş ve derneklerden de #KorumazsakKaybederiz ve #PhaseliseDokunma etiketleri ile çeşitli destekler geliyor.

Projenin 60 gün içinde tamamlanması planlanıyor

‘Kemer-Phaselis Antik Kenti Ören Yeri ve Bütünleyici Kıyı Alanı Çevre Düzenlemesi’ ismiyle çıkarılan ihale, 30 Ocak’ta sonuçlandı. Projenin 60 gün içinde tamamlanması planlanıyor.

İhaleyi alan Sa-Fa Restorasyon Sanayi ve İnşaat adlı şirketin sahibi ise AK Parti’nin kurucularından Eski Bayındırlık ve İskan Bakanı Zeki Ergezen’in akrabası olan Musab Ergezen.

Phaselis Antik Kenti – Antalya

Phaselis Antik Kenti’nin efsanesine göre; Akdeniz’e uzanan küçük bir yarımada üzerinde İÖ 7’nci yüzyılda Rodoslu kolonistlerce kurulan kent, coğrafi konumu itibariyle önemli bir liman kentiydi.  Sahip olduğu limanları, agoraları ve şehir sikkeleri üzerindeki gemi betimlemeleri Phaselis’in ticari liman hüviyetini vurgulamaktadır.

Phaselis bazen Likya bazen Pamfilya bölgesi şehri olarak gösterilir. Gerçekte her iki bölgenin sınırları arasında yer almaktadır. Şehirde sırasıyla İÖ 5’nci yüzyılda Pers, 4’üncü yüzyılda Kayra Satrabı Mausolos ve nihayet komşu şehir Lmyra’nın Kralı Perikles’in egemenlikleri görülür. İÖ 333 yılında Büyük İskender’i altın taçla karşılamaları şehir tarihinin en renkli sayfalarından biridir. İskender’den sonra birçok kere el değiştiren Phaselis, İÖ 167’de Likya Birliği’ne üye olup birlik sikkeleri basar. Bir süre komşu kent Olympos ile korsanların talanlarına maruz kalmasının ardından İÖ 43’de Roma egemenliğine girer ki bu dönem, şehirde yeniden yapılanma ve en az 300 yıl sürecek refahın başlangıcıdır. Şehir 129’da İmparator Hadrian tarafından ziyaret edilir. Güney limandan başlayan ana caddenin girişindeki tek kemerli anıtsal tak bu ziyaretin anısına dikilmiştir.

5 ve 6’ncı yüzyıllar Bizans egemenliğindeki yüzyıllardır ki Phaselis 451’de Kadıköy Konsülü’ne katılan şehirlerarasında yer alır. 7’nci yüzyılda Arap akınlarından sonra 8’inci yüzyılda yeni bir refah dönemi başlar. Phaselis 1158’deki Selçuklu kuşatmasından sonra gerek depremler ve gerekse limanının işlevselliğini kaybetmesi ardından önemini kaybedip 13’üncü yüzyıl başlarından itibaren tamamen terk edilir.

Günümüze çoğunlukla Roma ve Bizans dönemi kalıntıları ulaşmıştır. Bunlar şehrin ana aksını oluşturan ve kuzey-güney limanlarını birleştiren ana caddenin iki yanında sıralanır. Cadde, agora ile tiyatro arasında genişleyerek küçük bir meydan oluşturur. Meydanın güneydoğu köşesinde basamaklar tiyatro ve akropolise ulaşımı sağlar. Tiyatro küçük boyutlu tipik bir Helenistik Dönem tiyatrosudur. Roma döneminde sahne binasının eklendiği, Geç Bizans’ta ise sahne binası duvarının kısmen şehri koruyan yeni surların bir parçası olduğu kalıntılarından anlaşılır. Örenyerinin girişindeki virajın sağında şehrin eski surlarıyla (İÖ 3’üncü yüzyıl), tapınak veya anıtsal mezar olabilecek temel kalıntılarına rastlanır. Kuzey limanı arkasındaki yamaç ise şehrin mezarlık alanıdır.

Günümüze ulaşan en anıtsal yapı ise su kemerleridir. Şehrin ihtiyacı olan su kuzeydeki tepede yer alan kaynaktan getirilmekteydi.

Biri tiyatro karşısında, diğer ikisi güney limana giden ana caddenin sağında olmak üzere üç agora bulunmaktadır. Tiyatronun karşısındaki agoranın içinde bugün Bizans dönemine ait küçük bir bazilikanın kalıntıları yer alır. Şehrin diğer iki önemli kalıntısı ise şehir meydanındaki biri küçük diğeri büyük iki hamam kalıntısıdır. Özellikle küçük hamam kalıntıları Roma Hamamı’nın ısıtma sistemi hakkında bilgiler verir. Tarihçiler şehrin baş tanrıçasının savaşın ve bilgeliğin tanrıçası Athena olduğunu yazarlar. Henüz bulunmamış Athena Tapınağı ve diğer önemli yapıların bugün ormanla kaplı akropol tepesinde yer aldığı düşünülmektedir.

 

Kaynak: “Phaselis”, Dünden Bugüne Antalya II. Cilt, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Fact Checked & Editorial Guidelines

Our Fact Checking Process

We prioritize accuracy and integrity in our content. Here's how we maintain high standards:

  1. Expert Review: All articles are reviewed by subject matter experts.
  2. Source Validation: Information is backed by credible, up-to-date sources.
  3. Transparency: We clearly cite references and disclose potential conflicts.

Your trust is important. Learn more about our Fact Checking process and editorial policy.

Reviewed by: Subject Matter Experts

Our Review Board

Our content is carefully reviewed by experienced professionals to ensure accuracy and relevance.

  • Qualified Experts: Each article is assessed by specialists with field-specific knowledge.
  • Up-to-date Insights: We incorporate the latest research, trends, and standards.
  • Commitment to Quality: Reviewers ensure clarity, correctness, and completeness.

Look for the expert-reviewed label to read content you can trust.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir