16 marka ve 74 otelle Türkiye’de faaliyet gösteren Accor, ülkedeki turizm potansiyeline güvenerek, 2030 yılına kadar 20 yeni otel açmayı hedefliyor. Grup, sürdürülebilirlikten cinsiyet eşitliğine uzanan geniş bir vizyonla pazardaki etkisini artırmayı planlıyor.
Dünyanın en büyük otelcilik zincirlerinden biri olan Accor, Türkiye’deki operasyonlarını büyük bir hızla sürdürüyor. 110’dan fazla ülkede 5 bin 700’den fazla oteli bulunan grup, Swissôtel The Bosphorus İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında 2024 yılı performansını ve önümüzdeki yıllara dair büyüme hedeflerini açıkladı. Toplantıda konuşan Accor Premium, Orta Ölçekli ve Ekonomi segmentten sorumlu Orta Doğu, Afrika ve Türkiye COO’su Paul Stevens ve Accor Premium, Orta Ölçekli ve Ekonomi segmentten sorumlu Türkiye Başkan Yardımcısı Sinan Köseoğlu, Türkiye’nin Accor için stratejik bir pazar olduğunu vurguladı. Stevens “Türkiye hızla büyüyen, dinamik bir bölge; bu pazardaki fırsatları değerlendirmek için kararlıyız” diyerek şirketin ülkedeki turizm sektörüne olan inancını ortaya koydu.
Stevens, Accor’un dünya genelinde 40’tan fazla otel markasına sahip olduğunu ve bu markalardan 16’sının Türkiye’de hizmet verdiğini belirterek, Türkiye’nin turizm potansiyelinin şirketin büyüme stratejisinde kritik bir yere sahip olduğunu söyledi. Antalya Tekirova’da açılan Mövenpick Resort gibi projelerin Türkiye’nin turizm potansiyelini artırmak adına önemli adımlar olduğunu belirtti. Ayrıca, Ordu gibi yeni destinasyonlarda Ibis markasıyla otel açmayı planladıklarını açıkladı. Bu yaklaşım, Accor’un yalnızca büyük şehirlerde değil, turizmin gelişmekte olduğu bölgelerde de varlık göstermeye yönelik kararlılığını sergiliyor. Bu stratejik hamle, Accor’un Türkiye pazarındaki köklü yatırımlarını desteklemekle kalmayıp, turizm potansiyelinin daha geniş bir yelpazede değerlendirilmesini sağlayacak gibi görünüyor.
Accor Türkiye, Swissôtel, Mövenpick, Pullman, Mercure, Novotel, Ibis ve Ibis Styles gibi markalarıyla Türkiye’de toplamda 56 Premium, Orta Ölçekli ve Ekonomi segmentinde otel ile faaliyet gösteriyor. Türkiye Başkanı Yardımcısı Sinan Köseoğlu, 2024 yılı itibarıyla oda gelirlerinde yüzde 16, sadakat programı ALL gelirlerinde ise yüzde 54 artış kaydettiklerini açıkladı. Köseoğlu, Accor’un Türkiye’deki sürdürülebilir büyüme hedeflerinin, mevcut yatırımları destekleyecek şekilde genişlemeye devam ettiğini ifade etti. Özellikle Mercure İzmir, Ibis Budget Ordu, Mercure Gaziantep gibi yeni otellerin açılmasıyla Accor hem şehir otelciliğinde hem de yeni turizm destinasyonlarında konumunu güçlendirme amacını taşıyor.
Stevens ayrıca, Accor’un mevcut yerel otel markalarını yeniden markalama da dahil olmak üzere dönüşüm fırsatlarını değerlendirdiğini belirtti. Grup, portföyünü çeşitlendirmek amacıyla Mövenpick Living İstanbul Saklıvadi projesini hayata geçirdi ve Swissôtel Antalya Living ile Swissôtel Antalya Residences gibi projelerle yenilikçi yaşam çözümleri sunmayı hedefliyor. Stevens “Bu girişimler, misafirlerimize Türkiye’deki farklı konaklama taleplerine yönelik yenilikçi yaşam çözümleri sunma kararlılığımızı gösteriyor” diyerek şirketin müşteri odaklı stratejisine dikkat çekti.
Accor’un sürdürülebilirlik vizyonu da dikkat çekici. Sinan Köseoğlu, Türkiye genelinde sürdürülebilirlik ilkesine bağlı olarak Sürdürülebilir Turizm Sertifikası’nın üçüncü aşamasına ulaşmayı hedeflediklerini, aynı zamanda 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonu hedefine bağlı olduklarını açıkladı. Türkiye’de tek kullanımlık plastikleri yüzde 80 oranında azaltan Accor, gıda atıkları konusunda da yüzde 85 oranında akredite otellerle çevreye duyarlı bir yaklaşım sergiliyor. Bu sürdürülebilirlik odaklı adımlar, Accor’un yalnızca kâr değil, çevresel sorumluluk ve uzun vadeli pozitif etkiyi de gözettiğini gösteriyor.
Accor’un çeşitlilik ve kapsayıcılık politikaları da oldukça kapsamlı. Türkiye’deki tüm operasyonlarında kadın liderlerin önemini vurgularken, merkez ofiste üst düzey yöneticilerin yüzde 58’inin kadın olduğunu belirten Köseoğlu “Accor Türkiye operasyonlarında cinsiyet eşitliği ve çeşitliliğe öncelik veriyoruz; bu, sektörümüzde bilinçlenmeye katkı sağlıyor” dedi. Bu eşitlikçi yaklaşım, Accor’un çalışma kültüründe cinsiyet eşitliğini destekleyen bir yapıya sahip olduğunu ve sektörde daha kapsayıcı bir örnek teşkil ettiğini ortaya koyuyor.
Accor’un Akdeniz ve Ege kıyılarında da genişlemeye odaklandığını belirten Stevens, premium segmentteki markalarıyla bu bölgelerde, yerel kültürü, doğal güzellikleri ve yüksek hizmet kalitesini harmanlayan tatil köyü deneyimlerine yönelik artan talebi karşılamayı amaçladıklarını söyledi. Accor’un tatil köyü sektöründeki küresel uzmanlığıyla Türkiye kıyılarına yönelik projelerin daha da çeşitleneceğinin sinyalini verdi.
Türkiye’nin turizmdeki cazibesine dikkat çeken Stevens, 2024 yılı verilerine göre Türkiye’nin yaklaşık 50 milyon turist ağırlayarak toplamda 5,6 milyar dolar gelir elde ettiğini belirtti. Özellikle Türkiye ile Çin arasında imzalanan ve turizm yatırımını destekleyen Mutabakat Zaptı (MoU) sayesinde, Çin’den gelen turist sayısında artış beklendiğini ifade etti. Stevens, Accor’un global gücünü kullanarak bu pazara yönelik aksiyonlar aldığını belirtti.
Accor’un Türkiye pazarına olan bağlılığı, yalnızca yeni otel açılışlarıyla sınırlı değil; şirket aynı zamanda pazardaki çeşitliliği artırmak, sürdürülebilir turizmi teşvik etmek ve sosyal sorumluluk projeleriyle ülkenin turizm ekosistemine katkıda bulunmak adına kararlılıkla ilerliyor. Türkiye’nin dört bir yanında, yerel dinamiklere uygun yenilikçi yaşam çözümleri sunmayı hedefleyen Accor, sağlam adımlar atmaya devam ediyor.
