Gastronomi ve turizmde “Sessiz Lüks” yaklaşımını trend yapan İntersis Ajans Başkanı Demet Aydın ile konuştuk…
Sessiz lüks kavramının gastronomideki yansımasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Değişen dünya düzeni, yapay zeka ve ilerleyen teknolojiye rağmen değişmeyen tek şey, üretim ve ürünün değeri. Azalan toprak ve verimlilik; sıfır atığın mutfaktaki yerini artırmanın yanı sıra yerel üreticinin de desteklenmesi gerçeğinin bir kez daha altını çiziyor. Sadece gastronomi değil, hayatın hemen her alanında daha sade, kendi içinde bir değer zincirine sahip çıkan markalara olan ilgi artıyor. Günlük hayatımıza giren pek çok marka giderek daha nitelikli ve kalbe dokunan reklam çalışmaları ile iz bırakıyor. Tüketici artık hemen her alanda sadeliğe, nitelikli hizmete ve ulaşabilir rakamlara değer veriyor. Otel dekorasyonları, tabakta yemeğin sunumu, kıyafetler tamamına baktığımızda sade, yüksek sesle bağırmayan tarzlar, sessiz lüksün tanımlaması diyebiliriz. Bir yandan lüks kavramını yeniden değerlendirmeye açan bu akım, aslında özellikle buhran dönemlerinde çıkan ekonomik bir akım gibi de düşünülebilir. Dünyada yaşanan ekonomik akış modayı, yaşam tarzımızı derinden etkiliyor.
Lüksün ulaşılabilir olması mümkün mü?
Aslında mevzu tamda bu. Lüksün tanımını yeniden yapmak gerekiyor. Benim tanımım “Sahibi olamadığımız her şey lüks”. Bu bazen sağlık, bazen neşe, bazen ise satın alınabilecek bir meta. İnsanoğlu sahip oldukça abartmayı, daha çok ve nedensiz sahip olma isteği ile kendini tüketiyor diyebiliriz. Bu süreç aslında temel mutluluk kavramının da yeniden tanımlanmasına yol açıyor. Lüks bizi mutlu eden şeylerde gizli. Ama yeni tanımlamayla daha sade, abartısız ve sakinlik öne çıkıyor.
UNUTMAYALIM; YEMEK YEMEĞE GİTTTİĞİMİZ YERDE BAŞROL MUTFAĞIN VE ŞEFİNDİR
Gastronomi ve turizm; iç içe yaşayan bu iki sektör bu günlerde mutluluk kavramını yeniden değerlendiriyor. Biz ajans olarak bu temel mutluluk meselesini temsil ettiğimiz markalara yaymaya çalışan bir süreci başlatmanın gururunu yaşıyoruz. Masterchef Mehmet Yalçınkaya ile “Bodrum Denizden” restoranda başlattığımız süreç ile Sessiz Lüksü Bodrum’a taşıdık diyebiliriz. Dekorasyondan menüye kadar geliştirdiğimiz bu konsept ile dünya markaları ile yarışıyoruz. Masterchef Mehmet Yalçınkaya’nın “İnsanları mutlu etmek için yemek yapar” mottosu ile çok örtüşen bu yeni trend, lüks kavramını ulaşılabilir yapmaya yönelik. Peki bu nasıl olabilir diye sorabilirsiniz elbette? Tadım menüleri ile paylaşım tabakları arasındaki seçim hakkınız; Lüksün demokratikleşmesi değil de nedir sizce? Peki girdiğiniz ortamdaki temel amacınızı kaybetme sebebiniz olan yüksek volümlü dekorasyonlar örneğin? Sizce yemek yemeğe gittiğiniz yerde başrol oyuncusu olması gereken yemeğin yerini değiştirmiyor mu sizce de. Unutmayalım biz restorana “Yemek yemek için” gidiyoruz. Elbette konfor, hoş bir dizayn, güzel ışıklar, şahane bir müzik destekleyici unsur ama asla sahne onların değil. Ön planda olması gereken yemek, lezzettir. Şefin mutfağının bir sahne olduğunu düşünürsek fokuslanmamız gereken yer orası ve başrolde şefindir diyebiliriz.
Biraz da turizm sektöründeki sessiz lüksten konuşmak isteriz?
Hizmet verdiğimiz alanlardan biri de turizm. İntersis Ajans olarak temsil ettiğimiz otel karşılaştırma sitesi Neredekal ile otellerde seçimlerde belirleyici unsurların neler olduğu analizini yapıyor ve otel müşterilerinin değerlerini ölçümlüyoruz. Bu veriler ziyaretçilerin “Samimi İletişim” ile aidiyetlerinin yükseldiğini, sürülebilir dünya düzenine sunulacak katkıların git gide öneminin arttığının altını çiziyor. Ünlü dokuma sanatçısı Fırat Neziroğlu ile yaptığımız “Geleceği Dokuyanlar” etkinlikleri ile markalara, geçmiş gelecek bağının anneannelerimizden gelen kök bilgilerden oluştuğu üzerine eğitimler veriyoruz. Tüm bu çalışmalar iletişim sektöründeki varlığımızın ayrıştırıcı ve aynı zamanda bizi motive edici unsurları. Sektörün ilk temsilcilerinden olan Betül Mardin hocamızın sözü ışığımız olmaya devam ediyor; “İşinizi aşkla, tutkuyla yapın”.
